Ay Canavarı
Ayda su yok. Ama kahve var, vişneli pasta var. İçinde obur bi canavar yaşar. 75 wattlık ampul altında güneşe soğuk mektuplar yazar. Plastik, pembe bi menekşe, renkli battaniye, kupasında soğuk kahve… Aydan dünyaya bakar. Uydusu olduğunu bilmez. Kendi etrafında da dönmez. Boşluk değil o uzay. Yumuşak, şeffaf bi lacivert belki. Ya da kocaman lacivert bi deniz. Boşlukta sallanmaktan daha mı garip? Daha mı saçma?
Gerçek nedir ki? Suyun kaldırma kuvveti? Yerçekimi? Dünyanın geoid şekli? Su, altında onu kaldıracak bir şey olmasa üstündekini kaldırabilir mi? Evreka! Güney kutbunda baş aşağı duran insanların beynindeki kan miktarıyla benimki aynı mı şimdi… Tabii tabii… Uçağa binerken her defasında korkuyorum. Çünkü koca bir ağırlığın bulutların üstünde iki kanadı ve bir de motorla uçtuğuna inanmıyorum. Fotoğraf makinasının içinde küçük bir ressam kuşun yaşadığına inanmak bile daha makul kanımca.
Romantik bilim adamlarına sesleniyorum. Hadi şeklini biz uydurduk da; kalbin içindeki sempatik sinirler, hiç mi gülümsetmez sizi? Hem 2 hidrojenle bi oksijeni birleştirip susuzluğa çare olamayan ben değilim
Akıl dışı, mantıksız, ters orantılı son pastörize çizimim. Afiyetle tüketin efendim






